top of page

Türkiye’nin Karbon Piyasası: TR-ETS pilot döneminden uygulamaya geçiş rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: Nuray Kobal
    Nuray Kobal
  • 7 Oca
  • 2 dakikada okunur

Türkiye, 2053 "Net Sıfır" hedefi yolunda en kritik virajlardan birini dönüyor. 7552 sayılı İklim Kanunu ile yasal çerçevesi çizilen TR-ETS (Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi), 2026 yılı itibarıyla pilot aşamasıyla hayatımıza giriyor. Peki, bu süreçte şirketleri neler bekliyor? Pilot dönem ile tam uygulama arasındaki farklar neler? Gelin kısaca birlikte bakalım.



Pilot ve Uygulama Dönemleri

TR-ETS süreci, şirketlerin sisteme uyum sağlayabilmesi için iki ana aşamaya ayrılmış:

Dönem

Tarih aralığı

Temel özellikler

Pilot Dönem

2026 – 2027

Deneme süreci, %80 indirimli cezalar, %100 ücretsiz tahsisat.

1. Uygulama Dönemi

2028 – 2035

Tam kapasite çalışma, karbon fiyatlamasının başlaması, kademeli azalan ücretsiz tahsisatlar.

Pilot dönem (2026-2027): Öğrenme ve hazırlık

Bu dönemde sistemin teknik altyapısı test edilecek. Şirketler için en önemli avantaj, idari para cezalarının %80 indirimli uygulanacak olması. Ancak bu, yükümlülüklerin ihmal edilebileceği anlamına gelmiyor; tam aksine, şirketlerin veri toplama ve raporlama kaslarını geliştirmek için bir fırsat.


Şirketlerin içeriksel yükümlülükleri

TR-ETS kapsamına giren şirketler (özellikle Kategori B ve C tesisleri), belirli bir döngüyü takip etmek zorunda:


  • İzleme Planı (MRV): Her tesis, emisyonlarını nasıl ölçeceğini belirten bir izleme planı hazırlayıp İklim Değişikliği Başkanlığı'na onaylatmalı.

  • Doğrulanmış Raporlama: Yıllık emisyon raporları, bağımsız doğrulayıcı kuruluşlar tarafından onaylanarak sisteme yüklenmeli.

  • Emisyon İzni: İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 yıl içinde emisyon izni alınması zorunlu.

  • Tahsisat Teslimi: Pilot dönemden sonra şirketler, saldıkları her 1 ton karbon için ellerinde yeterli "tahsisat" (emisyon hakkı) bulundurmak ve bunu yıl sonunda kamuya teslim etmek zorunda.


İhracatçılar için kritik bağlantı: SKDM (CBAM) etkisi

Avrupa Birliği (AB)’ne ihracat yapan Türk firmaları için TR-ETS, sadece yerel bir zorunluluk değil, bir rekabet avantajı aracı.


  • Çifte Vergilendirmeyi Önleme: AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 1 Ocak 2026'da mali yükümlülüklerle devreye giriyor. Türkiye'de bir karbon fiyatı (TR-ETS) ödendiğinde, bu tutar AB sınırında ödenecek vergiden mahsup edilebilecek.

  • Sektörel Öncelik: SKDM kapsamındaki demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik sektörleri, TR-ETS'nin de birincil odağında yer alıyor. Ancak kapsamın hızla genişleyeceği değerlendiriliyor.

  • Karbon Kaçağı Riski: Ulusal bir ETS'nin olmaması durumunda, Türk ihracatçısının ödeyeceği karbon vergisi AB fonlarına gidecek. TR-ETS sayesinde bu kaynak Türkiye içinde kalarak yeşil dönüşümün finansmanında kullanılabilecek.


Uygulama aşamasında şirketleri bekleyen zorluklar ve fırsatlar

2028'de başlayacak Tam Uygulama Dönemi ile birlikte:


  • Karbon Maliyeti: Ücretsiz tahsisatlar kademeli olarak azalacak ve şirketler ihaleyle tahsisat satın almak zorunda kalacak.

  • Yatırım İhtiyacı: Karbon fiyatının yükselmesi, düşük karbonlu teknolojilere (yenilenebilir enerji, enerji verimliliği) yapılan yatırımların geri dönüş süresini kısaltacak.

  • Piyasa İşlemleri: Şirketler, ellerindeki fazla tahsisatları satabilecekleri bir ikincil piyasa (piyasa işletmecisi EPİAŞ olacak) ile tanışacaklar.


Pilot dönem, hata yapma lüksünün olduğu ama verinin değerinin çok yüksek olduğu bir süreçtir. 2028 sonrası ise karbonun gerçek bir maliyet kalemi olarak bilançolara girdiği bir dönem olacaktır.

bottom of page